Abdurrahman Arslan GKM’de neler anlatmıştı

0

Gençlik Kültür Merkezindeki toplantıların bu haftaki konuğu Abdurrahman Arslandı. Başlığı Modernizm ve Gençlik olan konuşmasında Arslan Müslümanların özellikle de gençlerin yeni dönemin yeni politikalarına karşı bilenmiş ve kuşanmış olmaları gerektiğini ifade etti.

Konuşmanın ana başlıkları şunlardı:

21. Yüzyılın Gerçekleri

Yeni yüzyıl bir iletişim çağı olarak ortaya çıktı. Artık insanlar Hakkari’nin dağında da Trabzon’un yaylasında da bu kültürden nasibini alıyor. Oturduğumuz yerden dahi bu yeni kültürün etkisi altında kalıyoruz. İletişim teknolojisi ve aygıtları yaşadığımız hayatı, kullandığımız dili doğrudan etkiliyor. Bu da belli kırılmalar demektir.

Kırılma Dönemleri

Bana göre –siz bu fikre katılır mısınız bilmem- Türkiye’de Müslümanların zihinsel kırılması 1960’larda başladı ve artarak bu güne geldi. O zamana değin İslam ilim ehli tarafında temsil ediliyordu. Fikir onlardan alınır, sorunlar o yolla çözülmeye çalışılırdı. 1960’ların sonlarından itibaren üniversite kaynaklı insanlar temsili devraldılar. Aktörlerin özellikleri temsil biçiminde de değiştirdi. 1960’lara kadar inşa edici bir yönü olan İslam temsiliyeti 1960-1989 döneminde modernleşerek kopyacı bir hal aldı. Bu kopyacılık elbette karşı tarafı altetmek içindi, ama karşı tarafı kopya ederek altedeceğini düşünürdü.

1989 ve Küreselleşme

Berlin duvarının yıkılmasında sonra kopyacılığımız devam etti. Modernizm post-modernizme, liberalizm neo-liberalizme devretti. Müslümanlar modern çağın anti-komünistleri olduktan sonra küreselleşme çağının neo-liberalliklerine teslim olageldiler. Bu çok kapasitesiz ve inşa edici olmayan bir durum. Türkiye’de her ideolojik çevre batıdan etkileniyordu ama bu Müslümanlar için en azından 1960’lara kadar böyle değildi. Sonrasında Müslümanlar da dışarıdan bolca etkilendiler.

Dünün ve Bugünün Tehditleri

Dünün tehdidi açıktı, pozitivistti, dine doğrudan cephe almıştı. Bugünün tehditi ise rölativisttir, sizi tehdit etmeden dönüştürebilir. Bugün neo-liberalizm her şeye kucak açıyor, din de olsun gelenek de olsun diyor. Hayır demediği için her şeye evet dediği için bir özgürlük sanrısı içinde kalıyoruz. Evet diyor ama manipüle ediyor, sınırlarınızı kendi belirliyor. Müslümanlar kendilerine yönelik bu dolaylı ve örtülü meydan okumayı tesbit etmeliler. Küresel post-modern hayat gündelik hayat biçimiyle, modayla, internetle temel özelliği olan teşhircilikle, hazcı çekici tarzıyla herkesi etkileme derdindedir.

Değişim Bizati Olumluluk Değil

Değişim salt olumlu bir manaya sahip olamaz. Değişim ifade olarak nötr bir ifadedir. Olumlusu  ya da olumsuzu da olabilir. Olumsuz olan değişime çürüme denir. İslam da elbette değişimlere, ferdi ve toplumsal değişimlere kendi zaviyesinden bakacaktır. Eğer değişim bir çürümeyse onun karşısına dikilecektir.

Yasin Şafak Salih Adıyaman

[nggallery id=4]

Share.

About Author

Comments are closed.